Kargaayağı’nın eski ve meşhur meyhanelerinden Delik Kova, geçtiğimiz akşam alışılmışın dışında bir hadiseye sahne oldu. Mahallenin müdavimleri, daha önce görmediklerine yemin ettikleri dört yabancının akşamın ilerleyen saatlerinde bir masaya yerleştiğini anlatıyor. Temiz çizmeleri, ürkek bakışları ve yanlış kişilere sordukları sorular, buraya ait olmadıklarını belli ediyordu. Gecenin seyri, içlerinden biri içki almak üzere bara yöneldiğinde değişti.
Anlatılanlara göre genç adam, tezgâha birkaç adım kala ayağı kayarak kalabalığın arasına düştü. Bir sandalye devrildi, birkaç bardak kırıldı ve en az üç kişi küfretti. Ne var ki yerdeki adamı kaldırmak için eğilenler, orada kimseyi bulamadı.
Meyhanenin kapısından çıkan görülmedi. Pencereler kapalıydı. Masaların altına bakıldı. Hatta bir müşterinin kendi paltosunun içine kadar arandığı söyleniyor.
Asıl tartışma bundan sonra başladı. Tanıklar ne gördükleri konusunda anlaşamıyor. Kaç kişi gördükleri konusunda ise hiç anlaşamıyor.
Akşamı tezgâhın yanında geçiren bir liman işçisi sayıdan emin:
“Dört, bre. Dört kadeh doldurdular, dördünü de ben masaya taşıdım. Ben yük sayarak ekmek yerim. Saymayı bilirim.”
İki masa ötede oturan ve kendisini “Kargalar’ın eski defterini tutan” diye tanıtan yaşlı bir adam ise olaydan çok gazetemizin ilgisine şaşırıyor:
“Kargaayağı’nda adam kaybolur, bunun raconu bu. Dün kayboldu, yarın da kaybolacak. Kaç kişi oldukları mı? O enayilere sorsana. Hesabı onlar ödedi.”
Sokak lambalarının elektroplazmaya çevrilmesiyle mesleğini kaybetmiş eski bir fener yakıcı ise işin içinde gözlerin oyunu olduğuna inanıyor:
“O köşede ışık yalan söyler. Lambayı yanlış yere asmışlar, gölge masaya düşer, bir kişi iki görünür, iki kişi bir. Otuz yıl fener yaktım ben, ışığın neler yaptığını bilirim.”
Kapının yanında oturan, adını vermek istemeyen bir kadın ise açıklamayı başka yerde arıyor. Ona göre bu mahallenin ölüleri kalabalıkları sever. Yere düşen biri de bazen artık kalkmaz.
Yabancıların da en başından beri üç kişi olduklarını söyledikleri ileri sürülüyor. Ne var ki bazı müdavimlere göre bu ısrar, hesabın masaya gelmesinden hemen sonra başladı. Dördüncü arkadaşlarının akşam boyunca içtiklerini ödememek için dümen çeviren müşteriler mi söz konusu, yoksa meyhanecinin kimsenin oturmadığı bir sandalyeye içki yazma girişimi mi? Şimdilik bilinmiyor. Kargaayağı’nda bir insanın kaybolmasından daha olağan bir şey varsa, o da hesabı kimin ödeyeceği üzerine çıkan tartışmadır.
Meyhanenin sahibi Mardin Gull’un olayla ilgili bir açıklama yapıp yapmadığı öğrenilemedi.
Öte yandan, son zamanlarda Kargaayağı meyhanelerinde içkilere karıştırılan mantar miktarının arttığı yönündeki söylentiler de yeniden gündeme geldi. Ancak ortada ne bir tahlil var, ne de mantarı kendi gözüyle gördüğünü söyleyebilen ayık bir tanık.
Şimdi bütün mahalle aynı soruyu soruyor:
O akşam Delik Kova’da gerçekten dört arkadaş mı vardı, yoksa üçüncü kadehten sonra herkes saymayı mı unuttu?
